Bilgi Paylaştıkça Çoğalır

Gezi olaylarının Perde arkası…

Gezi Parkı olaylarının perde arkası ve Türkiye bölme çalışmaları

Gezi Parkı olaylarında masum halk, kadın, çoluk, çocuk sokaklara döküldü. Sokaklarda gösteri yapan bu insanların arasında komünistler, PKK’lılar ve ülkeyi bölmek isteyen şer odaklarının tuttuğu azılı katiller var.
Şimdi bunlar polise ağır taşlarla, çivili sopalarla saldırıyorlar. Karakolları bombalıyorlar. Poliste tabii ki kendisini koruyor, masum halkı da korumak için canını ortaya koyuyor. Gösterilerde çok fazla Komünist bayrağı açılıyor diyorlar. Zaten komünistler organize etmeden halk böyle bir organizasyona kalkışabilir miydi? Bunlar son derece detaylı işler. Böyle olay çıkartmalar, toplu hareketler tecrübe gerektirir, bilgi gerektirir. Profesyonel katillere ihtiyaç vardır, gözü dönmüş, daha önce bu tip eylemlere girmiş insanlara ihtiyaç vardır.
 Toplulukları yönlendirmek kolay değildir. O yüzden bu tip hareketlerde hep tecrübeli komünistler görev alırlar. Oradaki halk da toplum kendiliğinden hareket ediyor zanneder. Hâlbuki “halk nasıl provoke edilir, internetten nasıl haber gönderilirse halk ayaklanır, radyolar ve gazeteler nasıl harekete geçirilir, nasıl haberler çıkarılması gerekir” işte bunların hepsini komünistler çok iyi bilirler.
Marksist, Leninist eğitimde bunların özel dersi ve yöntemleri vardır. Mesela bir topluluk sokakta nasıl yönlendirilir, salonda nasıl yönlendirilir, nasıl provoke edilir, bunların hepsi komünist uzmanlar tarafından belirlenir ve yönetilir. Ama uzmanların üzerinde “ben uzmanım” diye yazmaz. Bu uzman halkın arasında yaşlı bir amca gibi görünebilir, sıradan bir genç kız gibi görünebilir, herhangi bir insan gibi görünebilir. Fakat çok usta bir şekilde insanları yönlendirir. Dolayısıyla komünistlerin yönlendirmediği bir eylem böyle şahlanıp şehirden şehre sıçrayamaz.
Mesela topluluk caddede yürürken komünist uzmanlar rastgele bir kurşun sıkıp birini öldürürler, “bu kişiyi polis öldürdü” diyerek halkı galeyana getirirler. Polis arabasının önüne birini iterler, “polis ezdi” diye olay çıkarırlar. Ya da olay çıkarıp polisi nefsi müdafaaya mecbur eder ve sonra da “polis saldırdı derler. Buna benzer eylemleri arka arkaya gerçekleştirirler. Asker içinde aynı şeyleri söyleyebilirler. Bu tarz eylemler çok ince taktikler ve ajan kullanmayı gerektirir.
Bu yüzden CIA’nin de yıllarca eğitim almış ajanları vardır. Bir operasyon gerektiğinde yetiştirilen bu adamlar hemen harekete geçerler. Şu anda da istihbarat uzmanları tarafından bu olaylar yönlendiriliyor. Yoksa halkın tencere, tava çalmasıyla bu iş olmaz. Ortada müthiş bir organizasyon var. İnternette kimin nerede toplanacağına kadar listeler yayınlıyorlar. Bu iyi takip edilirse hangi topluluğun kimin yönlendirdiği çok açık bir şekilde anlaşılır.
Yapılan bu provokasyonlar da her detayıyla yurt dışına bilgi verilir. Böylece profesyonel tecrübe tam anlamıyla uygulanmış olur. Hangi topluluklar hareketlendirilecek, hangi cümlelerle halk tahrik edilecek, hepsini planlarlar. Hatta siyasileri bile bu yönde kullanırlar. Onlara verecekleri demeçlere kadar söylerler. Böylece onlara da halkı nasıl kışkırtacaklarını anlatırlar. Böylelikle bölünmeye dair uyguladıkları plan ince ince işleme konmuş olur. Bunlar sosyal mühendislik çalışmasıdır. Tek bir ayaklanma için beş yıl çalışılabilir, milim milim planlar yapılır, insanları kızdıracak bütün konuşmalar ayarlanır. Halkın hangi sözle tahrik olacağı test edilir. Libya’da da, Suriye’de de aynı yöntem uygulanmıştır ve CIA’nin başarısıyla sonuçlanmıştır. Şimdi Türkiye için de deneme çalışmaları yapılıyor. Bu yüzden çok akılcı karşı proje geliştirilmesi gerekiyor.
Şimdi bazıları da çıkıp saf saf bu halk hareketi diyorlar. Başlarında bir yönlendiren olmasa halk hemen dağılır, halk burada ciddi şekilde yönlendiriliyor. Adam çıkıp bu halk hareketi diyor, peki ama burada amacın ne? Eğer hükümeti yıkmaksa o zaman gidersin sandığa oyunu ona göre verirsin. Bu şekilde hükümet zaten yıkılmaz. Böyle yaparak demokrasiyi kabul etmiyorsun demektir. O zaman sokağa dökülen, gücü yeten iktidar olacak demektir. Bunun da demokrasiyle bir ilgisi yoktur, bu ancak vahşete yol açar. Sen milyonlarca insanı şiddet kullanarak yönlendiriyorsan bu gaddarlıktır. Bütün bunları yapan ve organize eden hükümeti yıkma amacında olan komünistlerdir.
Diyelim ki sizin dediğiniz gibi başka bir hükümet geldi, yine rezalet çıktı, kan döküldü ve o hükümet de gitti, ne olacak şimdi? Nerede kaldı demokrasi, nerde kaldı cumhuriyet? Bu sürekli böyle devam mı edecek? Sürekli bu ülkede en çok kan döken mi iktidara gelecek?
Şimdi bütün bunların yanında Amerika’nın bildiğiniz gibi bir Ortadoğu projesi var. Ülkeler çok büyük ve güçlü olduğunda yönetilmeyeceklerini düşünüyorlar. Mısır’ı, Suriye’yi, Irak’ı ve Türkiye’yi bölmek istemelerinin nedeni de bu. Şu an Türkiye üzerinde deneme turları yapıyor, ileriye yatırım yapıyorlar. Ama bizim milletimiz demokrasiden vazgeçmez. Dolayısıyla Türkiye’yi bölme çalışmaları ve planları hiçbir zaman zaferle sonuçlanmayacaktır. Türkiye giderek güçlenecek ve Türk İslam Birliği’ni kurarak bu ince ince plan yapanların tuzaklarını başlarına geçirecektir.
kaynak:www.focushaber.com



Araştırmacı ve Tarihçi Yazar

Leave a Comment

Loading...