Bilgi Paylaştıkça Çoğalır

Bedri Rahmi Eyüboğlu Kimdir?

Bedri Rahmi Eyüboğlu Kimdir?

Bedri Rahmi Eyüboğlu
Adı Soyadı: Bedri Rahmi Eyüboğlu
Doğum Tarihi:1911
Doğum Yeri: Görele / Giresun / Türkiye
Mesleği: Şair, Sanatçı

Yaşam Durumu: Vefat Etmiş
Ölüm Tarihi: 21 Eylül Pazar, 1975

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Dünyaca ünlü Türk ressam ve şairdir.
Babasının kaymakam olarak görev yaptığı Giresun’un Görele ilçesinde dünyaya geldi.  Babası, Maçkalı Eyüboğlu ailesinden Mehmet Rahmi Bey, annesi Lütfiye Hanımdır. Ailenin beş çocuğundan ikincisi idi. Asıl adı Ali Bedrettin iken zamanla Ali unutuldu ve Bedrettin ismi de önce Bedir’e, sonra Bedri’ye dönüştü. Çocukluğu Anadolu’nun çeşitli yerlerinde geçti. Havza, Kütahya, Ankara, Artvin’de bulunduktan sonra babasının 1925 yılında Trabzon milletvekili seçilmesi üzerine ailesi Trabzon’a yerleşti. Öğrenim gördüğü Trabzon Lisesi’ne 1927’de resim öğretmeni olarak atanan ünlü ressam Zeki Kocamemi, Eyüboğlu’nun yeteneğini keşfetti ve onda resme karşı ilgi uyandırdı. Burslu olarak Fransa’ya gitmiş olan ağabeyi Sabahattin’in gönderdiği resim kitapları, ilgisinin devamını sağladı. Edebiyata da ilgi duyan Bedri Rahmi, ilk şiirlerini lise yıllarında yazmaya başladı.
1929 yılında girdiği İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde Nazmi Ziya Güran ve İbrahim Çallı’nın öğrencisi oldu. Edebiyata olan ilgisi de devam etti; Ahmet Haşim’den estetik ve mitoloji dersleri aldı. 1931’de, henüz diplomasını almadan, kendisiyle bursunu paylaşan ağabeyi ile birlikte Fransa’ya gitti.  Fransızcasını geliştirmek amacıyla Dijon ve Lyon’da çalıştı. Bu arada Gauguin ve El Greco gibi beğendiği ustaların resimlerini bulundukları müzelerden kopyaladı. Van Gogh, Gauguin, Cezanne onu bu mesleğe bağlayan ustalar oldu. 1932 yılında, Paris´te bir ay kadar André Lhote Atölyesi´nde çalıştı ve ilerde yaşamını birleştireceği Ernestine Letoni ile burada tanıştı. Matisse, Brague ve Chagal gibi ustaların resimlerini, Türk kilimlerini, minyatürlerini inceledi. 1933 yılında yaptığı Yavuzlu, Gülcemalli resimleri ilgi gördü. O yıl Londra´ya gitti ve yıl sonunda Türkiye´ye döndü.
Yurda döndükten sonra, 1934 yılında, Yeni Adam Dergisi’nde ressam olarak çalışmaya başladı. Yine bu dönemde şiirleri edebiyat dergilerinde yayımlanmaya başladı. Akademi diploma yarışmasında “Yol İnşaatı” konulu resmi ile üçüncü olan Bedri Rahmi, sonuçtan memnun kalmayarak yeniden yarışmaya hazırlanmak amacıyla, mezun olmak istemedi. 27 Aralık’ta 30 resim ile D Grubu Sergisi´ne katıldı. Bazı resimlerini de Ernestine’in resimleri ile birlikte sergilenmeleri için Romanya’ya yollamıştı. Böylece ilk kişisel sergisi 1 Ocak 1935 tarihinde Bükreş, Hasefler Galeri´sinde kendisi olmadan açıldı. Bir firmada çevirmenlik görevi yapmak için geçici bir süre gittiği Çerkeş’te çocukluğunun manzaralarını yeniden keşfetti. Tan Gazetesi’nde yazmaya başladığı yazıları Çerkeş’ten döndükten sonra daha da yoğunlaştı. İstanbul’a yerleşen ve “Eren” adını alan Ernestine Letoni ile 16 Nisan 1936 tarihinde evlendi. Tekel Genel Müdürlüğü´nde vitrin düzenleyici olarak işe başladı. Sipahi Ocağı sigarasının kapağında yer alan “Koşan Mızraklı Atlar” figürünü tasarladı. Güzel Sanatlar Akademisi´nin 1936 yılı diploma yarışmasına “Hamam” adlı çalışması ile katıldı ve birinci olarak diplomasını aldı.
Sovyetler Birliği´ne açılan ve Cumhuriyet devrinin ilk yurtdışı sergisi olan Türk Resim ve Heykel Sergisi´ne üç resim ile katıldı.
1937 yılında, Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü başkanı, Fransız ressam Leopold Levy´nin, asistan olarak seçtiği birkaç genç ressamdan biri Bedri Rahmi oldu, böylece uzun yıllar süren akademik kariyeri başladı. Akademi Başkanı Burhan Toprak o dönemde Türk ressamları hakkında kitaplar hazırlatıyordu. Bedri Rahmi, eski öğretmeni Nazmi Ziya Güran hakkında bir inceleme kitabı hazırlayıp kitap haline getirdi.
Eylül 1938´de, CHP Yurt Gezisi programı kapsamında Edirne´ye gitti. Dönemin önemli sanat atılımlarından biri olan bu gezi programını çok benimsemişti. Edirne’de insan figürü bulunmayan doğa resimleri çizdi, yöresel motifleri resmetti. 1938’de çıkan Ses Dergisi yazarları arasında yer aldı. Dergide, resimleri, desenleri ve deneme yazıları yayımlandı. 1939’da düzenlenen Birinci Devlet Resim ve Heykel Sergisinde “Figür” adlı yapıtı ile üçüncülüğü Arif Kaptan ile paylaştı. Aynı yıl, askerlik görevini yapmak üzere yedek subay okuluna alındı ve oğlu Mehmet Hamdi Eyüboğlu dünyaya geldi.
Askerlik görevinin ardından, 1941’de ilk şiir kitabı “Yaradana Mektuplar” yayımlandı. Geleneksel halk sanatlarından seçtiği motifleri başarıyla kullandığı gibi, şiirlerinde de halk edebiyatının masal, deyiş gibi türlerine karşı duyduğu hayranlığı yansıtıyordu.
1940’lardan sonra duvar resimlerine yöneldi. Paris, İnsan Müzesi’nde ilkel kavimlerin sanatını inceledikten sonra güzelin yararlı, yararlının güzel olabileceği düşüncesini benimsedi ve eserlerinde bu görüşü yansıttı. 1942’de, CHP´nin yurtiçi gezi programına ikinci kez katılarak Çorum´a ve oradan İskilip’e gitti. İskilip’te iki hafta kadar kaldı. Bu İskilip gezisi, onun resim anlayışını değiştirdi. Resimlerinde yoğun olarak halay çekenler, han avluları, çocuk emziren kadınlar, saz çalan aşıklar temaları görülmeye başlandı. 31 Ekim 1942 tarihinde Dördüncü Devlet Resim ve Heykel Sergisi´nde ikincilik ödülünü elde etti.
1943 yılında, Ortaköy Lido Yüzme Havuzu için ilk duvar resimlerini yaptı. Mimari ile diğer güzel sanatların birarada kullanılmasının güzel sonuçlar doğuracağına, mimar-sanatçı işbirliğinin gerekliliğine inanıyordu ve hayatı boyunca bu düşüncesini savundu. 1945-1947 yılları arasında “Mari´nin Portresi”, “Alis I”, “Alis II” gibi önemli bir portre dizisi oluşturdu. Portrelerini bazen kâğıt, bazen de tahta üzerine yapıyordu. 1946’da, Ankara Büyük Tiyatro´nun (operanın) girişinde bulunan kapıların üstüne ikinci duvar çalışmasını yaptı (“Kız kaçırma” konulu bir fresk). 1946 yılı Kasım ayında UNESCO tarafından Paris´te düzenlenen uluslararası sergiye gönderdiği resimleri ilgi çekti.
Bedri Rahmi, asistan olarak başladığı akademik hayatı boyunca öğretmenlik görevini çok önemsemiş, usta-çırak ilişkisinin önemine inanmıştı. Bu nedenle 1947 yılında, genç sanatçılardan oluşan “10´lar Grubu”nun kurulmasına öncülük etti. Grubun üye sayısı bir yıl içinde otuzu aştı. Bedri Rahmi, kendisini tümüyle resme vermesi konusundaki telkinlere rağmen şiiri hiçbir zaman bırakmadı. Ağustos 1948’de ikinci şiir kitabı “Karadut” yayımlandı.
Eren Eyüboğlu ile birlikte 1947 yılında D Grubu’ndan ayrılan sanatçı, aynı yıl portrelerini sergilediği bir sergi açtı. 1950 yılında ise Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi´nde 150 resimden oluşan “Retrospektif” sergisi düzenledi ve yoğun ilgi gördü. Serginin ardından, 1933’den beri ilk defa olarak yurtdışına çıktı.Birkaç aylığına Paris’teki eşinin yanına gitti. Bedri Rahmi, yine müzeleri gezdi ve İnsan Müzesi´nden çok etkilendi. Başörtüsünün veya kilimin hem güzel, hem işe yarar olması gibi sanat eserlerinin de bir iş görmesi gerektiği düşüncesi şekillendi. “Güzel yararlı olmalıdır” düşüncesinden hareketle “Yazmacılık” geleneğine yeni bir yorum katıı. Eşi ile beraber 1950’de yurda döndükten sonra İstanbul’da Maya Sanat Galerisi’nde sergi açtı. Aynı yıl, Kariye Camii’nin düzenlemesini yaptı ve Bizans mozaikleri ile ilgilenmeye başladı. 1951’de , “Küçük Sahne”yi süsledi. ilk “Yazma Sergisi”ni açtı. 1953’de yazmaları ve özgün baskıları Philadelphia Print Club da sergilenen Eyüboğlu’na, 14 Eylül´de Times dergisi, renkli iki sayfa ayırdı. 1954 yılında Bedri Rahmi “Türk Tepsisi” adlı motifi ile Steuben Glass adlı bir firmanın düzenlediği yarışmada ödül aldı ve motif kristale oyularak teşhir edildi.
1951’de Yeni Sabah gazetesinde yazıyordu. Fakat yazarlığını bu gazetede sürdüremeyince, Cumhuriyet gazetesine geçti ve 1952- 1958 yıllarında düzenli olarak yazdı. 1953’te üçüncü şiir kitabı “Tuz”, 1956’da ilk düzyazı kitabı “Canım Anadolu”, 1957’de “Üçü birden”adlı kitapları çıktı.
1953-1960 yılları arasında resim çalışmalarını büyük boyutlu mozaiklerle sürdürdü. 1954-1957 yıllarında Hilton ve Divan otellerindeki ve KLM İstanbul merkezindeki panoları yaptı. 1957’de Tokyo’daki özgün baskı bienaline katıldı. 1958 yılında Brüksel Expo’sundaki Türk Pavyonu için yaptığı 227 metrekarelik çalışmasıyla altın madalya kazandı. 1959’da ise, Paris´te Nato merkezine 50 metrekarelik bir pano hazırladı.
Bedri Rahmi, 1961’de kazandığı Rockfeller Bursu ile iki yıllığına eşi ile birlikte ABD’ye giderek çalışmalarını yurtdışında sürdürme fırsatını yakaladı. Zengin renklerle soyut biçimlere yöneldi. Bilinmedik renkler bulabilmek için denemeler yaptı, plastik tutkal – plastik boyalar – kum – talaş ve buruşturulmuş Japon kağıdı kullandı. Amerika’da geçirdiği dönemin sanatına başka bir boyut kazandırdığın ifade etmişti. Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley´de iki yıl misafir olarak profesörlük yaptı. 1961 Ağustos´ta Unicef çocuklar yararına yaptığı “Eşeğin Üzerinde Çocuklarını Taşıyan Anadolu Köylü Kadın” motifi Amerika´da kartpostala basıldı. 1962 yılında New York Modern Sanat Müzesi “Zincir” adlı resmini satın aldı.
ABD dönüşü soyut resim ve renk düzenlemelerini bırakıp tekrar eski konularına döndü; gecekonduları, kahvehaneleri, hanları resmetti. 1963-1964 yıllarında Vakko fabrikası, Karaköy tatlıcılar, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı panoları yaptı ve çeşitli malzemeleri denedi. Son yaptığı pano Etap Oteli girişindeki “Güvercinler”’dir.
Kardeşi Sabahattin Eyüboğlu’nun 12 Mart sürecinde gözaltına alınmasından çok etkilenen Bedri Rahmi, 1970 yılında, yeniden toplumsal içeriği ağır basan resimler yapmaya başladı. 1972 yılında, 33´üncü Devlet Resim ve Heykel Sergisi´nde birincilik ödülünü kazandı.
21 Eylül 1975 tarihinde İstanbul’da pankreas kanseri nedeniyle yaşama veda etti ve Küçükyalı Mezarlığı’na defnedildi.
Yapıtları
Paris, 1930
Mustafa Eyüboğlu, 1933
Yazılı Natürmort, 1936
Salı Pazarı, 1938
Eren, 1940
Nallanan Öküz, 1947
Düşünen Adam, 1953
Köylü Kadın (Tren-Yataklı Vagon)
Karadut Satıcısı, 1954
Çömelmiş Köylü, 1972
Ankara’nın Kavakları, 1973
Han Kahvesi, 1973
Mor Takkeli Hacı, 1974
Son Kahve, 1975
Anadolu hisarı
Çıplak
Ev İçi
Han, 1975 (son resmi)
Duvar Resmi
Lido Yüzme Havuzu’nda duvar resmi
İstanbul Hilton Oteli’nde duvar resmi
Divan Oteli’nde duvar resmi
Mozaik Pano
1958 Brüksel Expo’sundaki Türk Pavyonu için mozaik pano, 1958
NATO yapısında mozaik pano, 1959, Brüksel
İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki seramik pano, 1959, Samatya/İstanbul
Etibank yapısında seramik pano, Ankara
Marmara Oteli’nde mozaik pano, Ankara
Vakko Fabrikası’nda mozaik pano, Topkapı/İstanbul
Duvar Kabartması
İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’ndaki duvar kabartması, Unkapanı, İstanbul
Aksu İşhanı’nda duvar kabartması, Karaköy/İstanbul
Şiir kitapları
Yaradana Mektuplar, 1941
Karadut, 1948
Tuz, 1952
Üçü Birden, 1953
Dördü Birden, 1956
Karadut 69, 1969
Dol Karabakır Dol, 1974
Yaşadım, 1977 (ölümünden sonra yayınlanan tüm şiirleri)
Gezi ve Deneme
Cânım Anadolu, 1956
Tezek, 1975
Delifişek, 1975
Resme Başlarken, 1977 (ölümünden sonra)
Monografi
Nazmi Ziya, 1937
Resim Albümü: Binbir Bedros, 1977 (ölümünden sonra)
Karadut, 1979 (ölümünden sonra)
Babatomiler, 1979 (ölümünden sonra)

 


Leave a Comment

Loading...